İNSANLIĞA NE FAYDASI VAR

Küçük düşünmeye alıştırıldığımız için başımıza geliyor her türlü musibet. Adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyada sürdürüyorsak yaşamlarımızı, açlıklarla, kıtlıklarla, mutsuzluklarla, savaşlarla… topluca söylemek gerekirse acılarla geçiyorsa kısacık ömürlerimiz, hepsinin suçu bireysel ve kolektif olarak bizdedir. Küçük düşünmek üzere alıştırdık zihinlerimizi ve hiçbir zaman alternatifini hayal etmedik. Büyük düşünceler yüzeysel olarak var oldu, derinine inmedik. Ailemize, sosyal çevremize, memleketimize, insanlığa hülasa kâinata seslenmek gayemiz olmadı. Hep ben, hep ben dedik durduk. Başımıza musibet geldiği zaman suçu atacak yer aradık. Küçük düşünürken küçük egolarımızı da büyüttük.

Bir adım atarken sormak lazım. Bunun bana ne faydası var diye. İkinci soru aileme ve çevreme ne faydası var bu yaptığımın. Üçüncü soru memleketime ne faydası var. Son soru ise insanlığa ne faydası var olmalı. Bu bir şablon, küçük hayatlarımızdaki küçük hadiselere uygulayabileceğimiz iyi bir şablon. Futbol maçına gidiyor avazemi âleme salıyorum, galibiyetle sevinip mağlubiyetle üzülüyorum. Peki, bunun kime ne faydası var? Bana olmadığı kesin. Ya da elime almışım bir telefon, bilgisayar. Akşama kadar sosyal medyada dolaşıyor saçma sapan videolar izleyip saçma sapan resimlere bakıyorum. Bunun bana ne faydası var? Bunun memleketime ne faydası var? Bunun insanlığa faydası ne?

Yüce Allah en basit bir otu bile sebepsiz yaratmamıştır. Bir ot deyip geçersin, belki adını bile bilmezsin fakat dünyadaki en amansız bir derdin dermanıdır belki de o ot. Bir ağaç sana gölge olur, meyve verir. Bir su birikintisinden bir hayvan ölüsüne kadar hiçbir şeyin varlığı sebepsiz değildir. Dinozorların ve devasa bitkilerin yaşamış olduğu dünyada bu canlıların ölüleri bize enerji olarak döndü. Düşünsenize, dinozorların varlığı dahi sebepsiz değildi. İnşallah yakın zamanlarda güneş enerjisine geçince bütün dünya, insanlığın geçiş dönemi enerji ihtiyacını bunlardan karşılamış olacağız. Bütün her varlık bir gayeye yönelik yaratıldıklarını ispatlarken insan; insan nasıl ispatlayacak gayeli yaradılışını?

İnsanın her adımını bilinçli atması lazım ki Allah’ın verdiği bilincin şükrünü hakkıyla eda etmiş olsun. Düşünürken kâinatı düşünmeli, yaşarken kâinatı düşünmeli. Küçük düşünme alışkanlıklarından sıyrılmalı her şeyden önce. Ben kâinatın içindeyim, seslenirken kainata seslenmeliyim demeli. Dünyanın küçük olayları ve küçük eğlentilerinin gelip geçici olduğunun farkına varmalı net bir biçimde. Oyalandığı basit şeylerin kendisine büyükmüş düşüncesi verip aslında küçülttüğünü görmeli.

Başlangıç noktası şu: Öncelikle egomuzu bir kenara bırakmalıyız. Biz kâinatın en basit varlıklarıyız ve bunu idrak etmeyerek, kendimizi büyük görmeye başladığımız zaman güzel bir çukurda iyi bir gübre kaynağından başka bir şey olamayız. Her yaptığımızda öncelikle bunu bize ne faydasının olduğunu düşünmeliyiz. Saçma sapan ekranlar karşısında geçirdiğimiz vakitler, saçma sapan “olmazsa olmazlar” yüzünden kendimize zindan ettiğimiz zamanlar, saçma sapan takıntılarımızın çarklarında öğüttüğümüz benliklerimiz bizi kendimize çok büyük gösterse de aslında küçültüyor. Ailemize ve çevremize maddi olarak değil manevi olarak; gelip geçici değil kalıcı fikirler olarak neler kazandırdığımıza bakalım. Memleketimize, memleketimizin insanına ne faydamız var, bunu çok iyi düşünelim. Bir de artık kâinata seslenmeye başlayalım. Varlığımızın gayesine ulaşması için yapmamız gereken işte tam da budur.  

Yorum Gönder