BİR AYNA GEREK

Özeleştiri özün, nefsin, insanın kendini eleştirmesidir. Duygu, düşünce ve davranışların belli bir gerçeklik ve değerler tablosu içine yerleştirip test edilmesi, tartılması, denenmesidir. Özünü test eden, tartan, deneyen ve değerlendiren insan kendi eksikliklerinin farkına varacaktır. Eksik yanlarını keşfeden kişi eğer ki kendini geliştirmek istiyorsa eksikliklerini tamamlamak için çabalayacaktır.

  Özeleştiriyi hayatımızın olmazsa olmazlarından bir hale getirmeliyiz. Çünkü insan tüm gerçekliği ile kendini tanımalı, yargılamalı ki ilerleyebilsin ve ilerletebilsin. O zaman bir ayna gerek bizlere... Ruhumuzu, davranışlarımızı, konuşmalarımızı olduğu gibi yansıtan bir ayna...

  Ruhumuzu ve davranışlarımızı aynadan yoksun bırakmamalıyız. Bedenimizin aynaya ihtiyacı olduğu kadar ruhumuzun ve davranışlarımızın da aynaya ihtiyacı vardır. Lakin çoğu zaman aynaya bakıp kendimizle yüzleşmekten kaçınırız. Bu ise kendimizle ilgili gerçekleri görmemizi engeller. Aynaya bakmaktan aciz kalınca hatayı sürekli başkalarında görür, kusuru kendimize yaklaştırmama gibi yanılgılara düşeriz. Hatta kendine kör kendine sağır bir kişiliğin inşasına sebebiyet veririz. Belki çok iyi bir eleştirmen olma yolunda hızla ilerleyebiliriz fakat bunun yanı sıra kendi kendimizi yolun ortasında unutabiliriz.

  Yolun ortasında öylece kalmamak için kendimizi tahlil edip değerlendirmeliyiz. Bu değerlendirmeye de konuştuklarımızı duymakla başlayabiliriz. Yani kendimizi dinlemekle. Nasıl konuştuğumuzu, konuşurken insanlar üzerinde bıraktığımız izi ölçebilmemiz için ağzımızdan çıkanı kulağımız iyi duymalıdır. Ben konuşurken karşımdaki insanda nasıl bir iz bırakıyorum? Ses tonum karşımdaki insanı rahatsız ediyor mu? İşte tüm bu soruların cevabı kulağımıza tutacağımız bir ayna da gizlidir. Kendimize kulak verip konuşmalarımızın değerlendirmesini yaptığımız zaman konuşma adabımızla ilgili eksiklerimizi daha net görebiliriz. Böylece konuşurken üslubumuza daha özen gösterip gerek aile içi iletişimin gerekse toplum içi iletişimin kalitesine katkı sunarız.

  Yine yolun ortasında öylece kalmamak için davranışlarımızı da aynanın karşısına koyup gerçekçi bir şekilde değerlendirmeliyiz. Aynadan yoksun hal ve hareketlerimiz freni tutmayan araca benzer. Nereye gittiği belli olmayan, kontrol altına alınmayan, neye çarpacağı bilinmeyen... Kişi kendi davranışlarının tahlili ve değerlendirmesini yapmadıkça hayatı boyunca yaşadığı her olayda kendini haklı görür ve hatayı hep başkalarında arar. Ve sürekli bir galip gelme, zeytinyağı gibi üste çıkma heyecanıyla hareket eder. Böylece yol aldığını ilerlediğini sanır. Aslında kendini yolun ortasında öylece bırakmıştır ama farkında bile değildir. Çünkü aynaya bir kez bile bakmaktan acizdir. Kendiyle tanışma fırsatını yakalayamamış ve bir o kadar da gariptir.

  Hayat yol alınca ve ilerleyince güzeldir. Yolun ortasında kalmamak için ise özeleştiriye ihtiyacımız vardır. Konuştuklarımızı duymak, davranışlarımızı değerlendirmek ve dışa yansıttığımız profili görebilmek için bir ayna gerek bizlere. Bedenimizin aynaya duyduğu ihtiyacı benliğimiz duymadığı sürece başkalarının aynası konumuna geliriz. Sürekli başkalarının hatalarını görüp, onların eksikliklerini araştırma gibi yanılgıya düşeriz.

  Ayna olmaktan ziyade bir ayna edinip kendimizi en iyi şekilde tanımalıyız. Hal ve hareketlerimize tutacağımız bir ayna ile eksikliklerimizin farkına varmalıyız. Bu eksikliklerimizi tamamlamak için elimizden gelen gayreti göstererek kişiliğimize erdem kazandırabiliriz.

  Özetle kendimize yapacağımız en büyük iyilik yol ortasında kalmayıp yol almaktır. Bu ise kendimizi tanımakla mümkündür. Kendimizle tanışmak için ise tüm gerçekliğiyle doğruları yansıtan bir ayna gerek bizlere.  

Yorum Gönder