"BİR ARAYA GELMEK: BAŞLAMAKTIR" ARI KADINLAR

Ülkemizin ilk özel tarım televizyonu "Toprak TV"idi.

Daha sonra aynı televizyon ismini "Bereket TV" olarak değiştirdi.

Büyük bir aşkla yola koyulmuşlardı..

Bir izleyici olarak tarım adına neleri merak ediyorsam hemen hemen tamamının cevabını buluyordum...

Kısa sürede ünü ülkemiz sınırlarını aşarak, akraba coğrafyalara kadar yayıldı..

Yurt içindeki tarımsal faaliyetleri bizzat üreticilerin ağzından ve de bağ, bahçe, sera veya tarladan yansıtıyordu.

Tarım ve hayvancılık alanında dünyadaki gelişmeleri de ekranlarına taşıyordu...

Rahatlıkla diyebilirim ki, üretici çiftçilerimiz için bir okul gibiydi...

Bereket Televizyonu hızlı gelişmesine paralel olarak, ihtiyacına binaen önemli bir karar aldı; tarımsal yayınlarının yoğunluğu nedeniyle,  ilaveten,  "Bereket Hayvancılık" kanalını da yayına soktu

Sosyal sorumluluk bilinciyle öyle yayınlar yaptılar ki, hepsini bir çırpıda saymak mümkün değil...

O unutulmaz yayınlardan bir tanesi de Duygu Solakoğlu'nun hazırlayıp sunduğu "Arı Kadınlar" programıydı.

Çok çetin şartlarda hayat mücadelesi veren köylü kadınların ürettikleri ürünleri nasıl değerlendirdiklerini konu edinen bir programdı...

Merak edenler "You Tube"dan" Arı Kadınlar" diye arasınlar karşılarına çıkan "brkttv" Yapım'ın Arı Kadınlar videosunu izlesinler... Videonun süresi 15.04 dakikadır...

Arı Kadınlar zorlukların üstesinden gelirken ilkeleri şuydu:

"Bir araya gelmek BAŞLAMAKTIR

 Birlikte çalışmak GELİŞMEKTİR

 Birlikte devam etmek BAŞARMAKTIR"

Arı Kadınlar'ı ekranlara taşıyan Duygu Solakoğlu'nun bu başarıda azımsanmayacak katkısını teslim etmek gerekir...

Öylesine başarılı oldular ki bu kadınlar, Dünya Kooperatifçilik Günü'nde örnek ve başarılı kooperatif ödülünü 

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi'nin elinden aldılar..

Şimdilerde sanki bir hal oldu; Bereket Televizyonu'na adeta nazar değdi...

Stüdyodan çıkmaz oldular...

Dilerim, bu bahar yorgunluğunu en kısa sürede atlatırlar...

İlk günkü heyecanlarına yeniden dönerler ve bizlere de yaşatırlar...

 

TARIMIN STRATEJİK DEĞERİ GÜN GEÇTİKÇE DAHA DA ARTACAK…

Her geçen yıl bir önceki yılı aratırcasına kirlenen ve iklim değişikliklerine maruz kalan dünyamızda, tarım alanları hem daralmakta, hem de doğal afet ihtimalleri nedeniyle büyük risk altında. 

Dünya’nın yaşadığı genel kaygıyı millet olarak biz de ülkemizde yaşıyoruz…

Bu durum, tarımın stratejik önemini daha da arttırıyor.

Tarımda yaşanan iklimsel ve çevre kirlenmesine bağlı istikrarsızlıklar neticesinde devletleri endişelendiren önemli bir problem de vatandaşlarının beslenme sorunlarıdır.

HER ŞEYDEN ÖNCE SAĞLIK

Hükûmetler vatandaşlarının beslenme konusunu çok yönlü plânlamalarla çözmeye çalışırken; genel anlamda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin insanları da bilinçsizce beslenmekten ziyade, "sağlıklı beslenme" endişesini her geçen gün daha derinden taşımaktadırlar...

Bu durumu, son yıllarda sayıları hızla çoğalan uluslararası mağazalar zincirlerinin gıda reyonlarında gözlemliyoruz.

Mağazanın en görünür yerlerinde “İyi Tarım Ürünü” etiketli sebze ve meyvelerin yanı sıra 

“Organik” sertifikalı gıda maddelerini de vitrine çıkardıklarını görüyoruz.

Talebin, 'her şeyden önce sağlık tercihi, ticari kuruluşları gıda konusunda titiz davranmaya zorluyor.

BİR YANDA YÜKSEK VERİM, DİĞER YANDA RİSK

Tarım, sadece besin ürünleri yetiştirmez, sanayide kullanılan sayamayacağımız ürün çeşitliliğine de kaynaklık eder...

Tekstil, enerji, kozmetik, kimya vb.

Hızla artan nüfus karşısında sabit kalan tarım alanlarından daha yüksek verim almak için bitkilerin genleriyle oynanarak üretim artışları gerçekleştirilmektedir.

Konuyla ilgili bilim çevrelerince olumsuz görüşlerin yanı sıra, zorunlu bir süreç olduğunu savunan bilim insanları da mevcut.

Tartışması devam eden GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) ürünleri dünyada çok farklı tepkilerle karşılanıyor... Henüz, devletlerarası bir zeminde  üzerinde mutabakat sağlanabilmiş değil 

Bu belirsizlik hali insanlarda haklı olarak endişelere yol açmaktadır...

 

 HOŞ SADA

"Buğday ekmeğin yoksa buğday dilin olsun"

 

ŞAİR’E

Ey şair! Kulak asma, sevgisine sen halkın

O canım methü sena, anlık gürültü, geçer;

Kuru kalabalığın gülüşünü duyarsın,

Ve aptalın hükmünü; fakat metin ol, boşver.

Yorum Gönder