SABRIN NERESİNDEYİZ?

Hızla ilerleyen ve hayatı her geçen gün biraz daha kolaylaştıran teknoloji tahammül etme ve sabırlı olma yetimizi elimizden alıp götürmektedir. Dünya kadar bilgi parmak ucu kadar yakınımızda, her merak edilen sorunun cevabı üç beş saniyeye kadar karşımızda.

 Teknoloji hayatımızın hemen her alanında birçok işimizi kolaylaştırmaktadır. Her gün hızla ilerleyen teknolojiye hızla ayak uydurma peşinde olan insanoğlu sabrını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Hayatın kolayına kaçma mantığıyla hareket etme eğilimi sabırsızlığa davetiye çıkarıyor. Yanan kırmızı ışık nedeniyle arka arkaya bekleyen araçların sabırsız sürücüleri yeşilin yanması ile önündeki aracın bir saniye bile gecikmesine tahammül edemez olmuş. Kornaya basıp durmalar, öfkeden deliye dönmeler. Tükenmiş sabrının tesiriyle ve gözlerinden fışkıran siniriyle ağzına geleni diline dökerek hareketlerine yansıtmalar. İşte bunlar gösteriyor ki sabrımız tükenmiş ve ya tükenmek üzere.

 Trafikte birkaç saniye beklemek ne kaybettirir ki insana… Sadece bu nedenle öfkelenmek veya öfkelendirmek insanı yıpratmaktan başka bir işe yaramaz. Biraz sabır biraz tahammül çok şeyin rengini canlılık katacaktır. Bu nedenle zor da olsa sabrın meyvelerine ulaşmak için çaba harcamalıyız. Çünkü sabrın meyvesi, mevsiminde yenen bir meyve kadar lezzetlidir.

 Anlık yaşama telaşından insanların beklemeye tahammül kalmamış. Sabırsızlığı bir güç olarak görenler,  düşen sabır direnç seviyelerinin verdiği rahatsızlıkla yaşamında karşına çıkan zorluklara karşı dayanma gücünü kaybetmiş bir durumda.

  Oysa sabır birçok sorunun karşı en güzel çözüm yoludur. Sabır hayatı daha güzelleştirmek için atılan en sağlam adımdır. Eğer bu adımları atabiliyorsak ne mutlu bize. Kendimizi kontrol altına almışız demektir. Adımları atamıyor veya geriye doğru gidiyorsak o halde sabrın neresindeyiz? Bu sorunun cevabı içimize yerleştireceğimiz bir sabır ölçerde. Sabrın neresinde olduğunu analizini yapan kişi artık sabrını kontrol almaya başlayacaktır. Böylece olgunluğa erişmeye başlayacaktır. O halde sabır olgunluğun tarifidir diyebiliriz. Bu nedenle sabrını kaybeden kişi olgunluğun tadına varamaz.

Hülasa hayatımız meşakkatli, zor ve sarp yamaçlarla doludur. Doğal engeller, beklenmedik olaylar, çeşitli güçlükler ve bazı insanlar, yaşadığımız sürece bizi ziyadesiyle yorar ve yıpratırlar. Her şeye rağmen kendimizi sabır testine tabi tutarak yaşamalı öğrenmeliyiz. Sabrın neresinde olduğumuzu bilerek yaşamak bizi olgunluğa sevk edecektir. Bu da gerek trafikte gerekse de hayatımızın her alanın da bizi farklı kılacaktır.

  Sabrınızı kaybetmeden bir hayat sürmeniz duasıyla Allah’a emanet olunuz.

Yorum Gönder