GÜÇLÜ DEVLET, GÜÇLÜ LİDER..!

Hani bir atasözümüzde: at sahibine göre kişner diye söylenir. İşte ülkemizde son 15 yılda, bu atasözümüz tam yerini bulmuştur. Mesela son 15 yılda, Türkiye’yi yöneten Devlet ricalinin profiline baktığımızda; 2002 öncesinde 80 yıllık dönemde Devleti yönetenlerle kıyaslamak asla mümkün değildir..

Çünkü Türkiye’nin 80 yıllık siyasi tarih sürecinde, gelip geçen siyasi iktidarlara baktığımızda, kimisi siyasi iktidarları uğruna, kimisi ise şahsi siyasi ikballeri uğruna hep teslimiyetçi bir politika uygulamayı uygun gördüler veya uygulamak zorunda kaldılar..10 Kasım 1938’den sonra, Türkiye’nin kaderi üzerinde egemen güçler tarafında büyük oyunlar oynanmaya başlandı ve maalesef mevcut iktidarlar ülkemiz üzerinde oynanan bu oyunlara karşı geleme cesaretini maalesef gösteremediler ve bir müstemleke devleti hüviyetinde 2002’ye kadar dış vesayetle yönetildik..(Amerika ve İngiltere başta olmak üzere; egemen devletler her ne buyurdular ise, “evet efendim, olur efendim, siz bilirsiniz efendim, nasıl isterseniz öyle olsun efendim” demeye başladık , ve maalesef “hayır” deme cesaretini gösteremedik. )

Evet, 1938’den sonra 2002’ye kadar, Türkiye’yi yöneten siyasi liderlerimizin (bir kaçı hariç,) egemen dış güçlerin ülkemiz üzerine uygulamaya çalıştıkları ve aleyhimize olan bu politikalara karşı, devleti yöneten çoğu siyasi liderimiz hayır olmaz deme cesaretini gösteremediler..10 Kasım 1938’ den 2002 kadar, Türkiye üzerinde kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda hegemonyalarını kuran egemen süper devletlerin Türkiye’de uygulanmasını istedikleri siyasi, ekonomik ve stratejik politikalara muhalif hareket eden siyasi liderlerin kaderlerinin ne olduğunu  millet olarak çok iyi biliyoruz..

Mesela, Rahmetli Adnan Menderes bildiğiniz gibi idam edildi. Turgut Özal Zehirlendi. Necmettin Erbakan’ın ise defalarca partisi kapatıldı ve 1997’de iktidardan zorla indirildi. Yani kısacası Osmanlıyı yıkan egemen ittifak devletleri demek istediler ki; biz Osmanlıyı yıktık parçaladık, fakat zat etmeyin ki size meydanı da boş bırakmıyoruz. Ancak size, ( Lozan’da, Montörö’de  Sevr’de, ) çizdiğimiz sınırlar dairesinde hareket edebilirsiniz mesajını 80 yıl boyunca bize hep hatırlatarak, Türkiye üzerinde egemenliklerini 80 yıl boyunca sürdürdüler..Maalesef; bazı vatandaşlarımız ve insanlarımız siyasi bazı saiklerle olsun veya ülke sorunlarına karşı olan duyarsızlıklarından dolayı olsun, özelikle son 10 yıldır içeriden ve dışarıdan Türkiye’ye  ve mevcut iktidara yapılan saldırıların asıl nedenlerini halen anlamış ve kavramış değildirler..Bazıları vatandaşlarımız siyasi saiklerle hareket ederek meseleyi R.Tayyip Erdoğan meselesine indirgemeye çalışıyorlar.  Bazıları ise ülke konularına ve siyasete karşı  oldukça duyarsız davranarak, oturup hiç bir analiz, hiç bir siyasi ve akli muhasebe yaparak, acaba benim ülkemde ne oluyor diye kendilerine dert  etmiyorlar.. Peki, bu tavır doğru mudur?  Hayır, bu tavır kesinlikle yanlış bir davranıştır..Sabah işe gidiyor, akşam eve geliyor. Yemeğini yiyor içiyor yatıyor ve sabah yine kalkıp işe gidiyor. Dünya’da ve çevresinde nelerin olup bittiği hiç umurunda değildir.. Oysa ki 15 Temmuz’da Liderimiz ve milletimiz o, gece dik durmasaydı, az daha ülke elden gidecekti. Türkiye’yi Ankara’dan itibaren ikiye böleceklerdi ve Ankara’dan Edirne arası küçültülmüş ve güçten düşürülmüş küçük bir Türkiye Devleti diyeceklerdi. Ankara’dan sonrasına da; 35 yıldır Amerika’nın PKK Ermeni Kürt devleti olarak kurmayı düşündüğü İsrail gibi, ipleri Amerika’nın elinde olan  ikinci bir komünist  (Ermeni devleti kuracaklardı..)

15 Temmuz gecesi, darbe girişimi başarılamadı diye,  Amerikan Başkanı Barak Obama başta olma üzere, bütün Amerikan yetkililerinin üzüntüleri günlerce resmen yüzlerinden okunuyordu.  Çünkü Amerika FETÖ terör örgütü ve içimizdeki diğer yandaşları ile beraber, son 35 yıldır bu proje üzerinde çalışarak, adım adım ülkemizi parçalayıp  Ermeni  bir Kürt devleti kurmanın plan ve projeleri üzerinde yoğunlaşmış ve 35 yıldır çalışıyorlardı..Evet,  2002’den itibaren, son 15 yılda emperyal güçlerin bütün oyunlarını bozan R. Tayyip Erdoğan, güçlü bir devlet ve güçlü bir lider gerçeğini var gücü ile ortaya koyarak, 15 Temmuz gecesi her darbe girişiminde şapkasını alıp gidenlerden olmadığını ve gerekirse bu yolda ölmeye hazır olduğunu  o gece telefondan milyonlara haykırdığı andan itibaren, Türkiye’de artık tarih değişti ve ikinci bir kurtuluş savaşı kazanıldı.  Eski Türkiye’de elitler vasıtası ile her on yılda bir milletimize  dayatılan vesayetçi hegemonya bitti artık. Çünkü Türkiye Dünya’da var olan Dünya milletleri arasında saygın, sözü dinlenir ve masada bende varım demek istiyorsa; Güçlü bir lider ve güçlü bir yönetimle yoluna devam etmek zorundadır..!  Saygılarımla / lutfucaner44@gmail.com   

Yorum Gönder