MÜCADELE

Mücadele, müminin canlılık belirtisidir. Şerleri azaltma yok etme, hayırlı ve faydalıların korunması, çoğaltılmasını gaye edinip, gayret için, güç oranında çaba göstermek, insani özeliklerdendir. Mümin zulmün her çeşidine karşı çıkmalı, bulaşmamalı, Müslüman olsun, olmasın; kimden gelirse gelsin, tepkisini en uygun şekilde göstermelidir. Tüm mazlumları korumak için geniş, güçlü bir cephenin oluşması için mücadele etmelidir.

 

Bazı dönemlerde zalimlerin zulümlerine dayanamayıp, korkuya ye’se düşen Müslümanlar çıkabilecektir. Zaman zaman İslam’a  ters düşen beyanatlar, tavırlar sergilenecektir. Böyle haller abartılmadan zalimlerin safına teslim edilecek bir tek insan bile önemli bir kayıp olduğu kabul edilerek, yardım eli uzatılmalı, moral desteği verilmelidir.

 

Arzu edilen Hz.Bilal gibi zulüm karşısında dik durup, direnmektir. Bu arzu Hz.Amar gibi olanları dışlama anlamına hiç gelmemelidir. Zalimlerin at oynattığı, sömürünün yaşam tarzı haline geldiği bir dünyada sükunet dönemleri geçicidir. Emperyalizm sülük gibidir. Başkalarının kanlarıyla beslenir. Kan emmeye alışanlar kendiliğinden vazgeçmez.

Hz. Peygamber asırlar önce “Ey insanlar! Sizler sulh ve sükunet devrindesiniz. Zaman süratle ilerliyor. Görüyorsunuz gece ve gündüz her yeniyi eskitiyor. Her uzağı yaklaştırıyor, her vaadi gerçekleştiriyor. Öyle ise gelecekteki mücadeleler için hazırlanın(sulh ise)yakında miadı dolacak olan bir hazırlanma devresidir. Karanlık geceler gibi işler karıştığı zaman Kur’an-ı Kerim’e sarılınız çünkü o,şefaat eden ve şefaati kabul edilendir.Ke4ndisine uymayanların yenilmeyen hasmıdır.”(Sırat-ı Müstakim Üzeri Olmak-s-556)

 

Bugün parçalanmadan, ümitsizliğe, korkuya kapılmadan, aceleci davranışlardan korunarak, sabırla iyiliği emredip kötülükten alıkoyarak Allah’ın ipine sımsıkı yapışarak ara vermeden mücadeleye başlayıp, devam etmelidir. Böyle mücadelenin mükafatı her isteğin zahmetsiz ihsan edildiği, ebedi yaşam yeri cennettir. Ömür sermayesi sınırlıdır. İsraftan korunmalı, iyi değerlendirilmelidir. Bilmediğinden, sağlam inanmadığından gaflet içinde kıymetli ömrü boş geçirenlerimizin sayısı çok fazladır. Onlar gafletten uyarılmalı, gafletten uyarma mücadelesi yapanlar arasına katılmaya çalışmalıdır. Bu çalışmaların alanı çevre, memleketler, dünya, tüm insanlığı içine alacak hale getirme hedeflenmeli ki dünyada huzur olsun, ahirette ebedi saadete erilsin. Zamanımız çok imkanlı, dünyanın her tarafıyla haberleşip istediğimizi öğrenme, öğretmemiz mümkün, dünyada, memleketimizde emeklilerin oranı artıyor. Çoğu yeterli anlayış, anlatış kabiliyetinde. Bunlar değerlense, değerlendirilse zararlılar hızla azalır, yararlılar daha çok artar.

 

Hayırlı gaye ve gayretin kaynağı Allah ve ahiret inancıdır. Aklı olan, düşünen, araştıran kimse neden inanmasın? Allah’ın, Ahiretin varlığını, dünyanın geçici, ahiretin ebedi olduğunu, dünyanın imtihan, ahiretin mükafat-ceza yeri olduğunu tüm nebi ve resuller ilahi kitaplar, sayfalarla tebliğ etmiş. Tebliğciler emin, belgeler muteberdir. Zerrelerden küreye kadar her şeyde bir intizam, ölçü, disiplin görüyoruz. Bunlar yapan, yaratansız olmaz. Dikkat la baktığımız her şeyde çok noksansız, üstünlükler görürüz. Bir canlının resmini yapan ressamı görüp de, onu yaratanı düşünmemek, görmemek körlüğünden kurtulmak gerek.

 

Allah’ın kudreti, ilmi sonsuzdur. Her sıfatı sınırsız olduğu gibi; mükafat  ve cezası da sınırsızdır. Dünya geçici makamı ,menfaat ı için gösterilen özenden  çok; ahiret ebedi makam ve mükafatı için de çaba ,gayret göstermek gerekmez mi?İlahi esaslara uygun yararlı olanlar karşılığında makam,mükafat;uygunsuzlar  karşılığında ceza verilecektir.Cezadan korunmak,mükafatı artırmak irademize bırakılmıştır.Yaşam süresi  iyi değerlendirilmelidir.               

Yorum Gönder