TARİHE NOT DÜŞEREK

27 Mayıs 1960 darbesi ve akabinde “Yassıada Yargılamaları” adıyla yargı eliyle dönemin başbakanı ve bir kısım bakanlar idam edilmiştir.

Devamında, 12 Mart 1971’de yine askeri bir darbe ile yüzleşen sivil iktidar, istifa etmekle birlikte bir kısım idamlar gerçekleşmiştir.

Her iki darbe eylemi akabinde CHP’nin duruşu ve darbeyi alkışlayan ve destekleyen tutumu, milletçe tarihe ibretle not düşülmüştür.

12 Eylül darbesinden önce darbe için sosyolojik zeminin yoğun çatışmalarla hazırlandığı bir evre akabinde, önceki iki darbeden farklı olarak hasta, uygulanan tedaviye cevap vermiştir adeta..!

1990 yılına dek hiçbir sivil cumhurbaşkanının ülke yönetiminde sorumluluk alamaması, ülkenin, asker kanadı üzerinden global aktörlerce daha rahat dizayn edilmesini kolaylaştırmıştır.

Yakın tarihe geldiğimizde birçok veride eşdeğer konumda olan Mısır toplumu yaşadığı darbe süreci ile dikkat çekmiştir;

Afrika kıtasının en önemli aktörü olan Mısır devletinde, 2013 yılında %51 oy oranı ile gelen meşru hükümetin asker eli ile yıkılması ve akabinde anayasanın askıya alındığı ve anayasa mahkemesinin ülkeyi yönettiği; yine yargı eli ile darbe ikmal olunmuştur.

Özetle; Silahla yola çıkılan ve yargıyla ikmal olunan darbe süreçleri, bilinen klasik yöntemlerdir. Şimdi ise ülkemizde yaşanan, yerel aktörlerin ( asker ve yargı kanadı ) bulunamamış olmasından kaynaklı farklı bir darbe kareoğrafı arayışıdır.

2019 Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinin ön ayağı olan Mart 2019 yerel seçimlerine 15 ay kala başlayan, ön penceresi 8 yıl evvel vuku bulan İran’la altın karşılığı doğalgaz alımına yönelik ticaretin ulusal ve uluslararası aktörlere yönelik mesajlar ve sonuçlar doğuran Sarraf davasını bugünlerde izlemekteyiz.

Boyun eğmeyen, diyaloğa gelmeyen, başına buyruk bir liderin, sürekli meydanda ‘’Dünya 5’ ten büyüktür’’ naraları atarak dünya siyaset dizaynına dair meydan okuyuşu, mutlaka cezalandırılması gereken bir disiplinsizlik olarak görülmektedir.

Bir lider bu kadar asi olabilir. Şöyle ki; komşunla ucuz da olsa doğalgaz ticareti yapma, etme dedik..!

Ülkeni güneyden kuşatan terör öğesi olsa da buna muhalif olacak şekilde El- Bab’a girme, etme dedik..!

Hasmım olan Rusya ve İran ile bölgene huzur da gelse işbirliğine girme, etme dedik..!

Bana sorma zahmetine dahi katlanmadan İdlib'e girme, etme dedik..!

Füze savunma sistemlerini benden ziyade hasmımdan alma, etme dedik..!

Ki, bu eylemler ve devamında gelecek sair eylemler ile uzak karakol, artık karakolluk görevini layıkıyla ifa etmemektedir.

Şayet yerel aktörler çaresiz kalıyor ise ülke liderinizin en çok saldırdığı yapı olan “Birleşmiş Milletler” kanadından/kararından vuracağım dercesine hazırlanan bir Amerikan parodisiyle karşı karşıyayız..!

Kuzey Kore ve İran örneklerindeki gibi direk karşı cephede bulunmayan, kendi takımındaki bu oyuncunun disipline edilmesinde şayet yerel aktörler (asker–yargı-feto v.s) aciz kalıyor ise bu yargısal kurgunun dışarıda hazırlanıp ülkeye hazır sipariş zarureti öngörülmüştür.

17-25 aralık soruşturması, gezi olayları ve 15 Temmuz darbe girişimi arasındaki korelasyon misali, Sarraf davası ile aynı zamansal eşgüdüm ile bu ülkenin makus darbeler tarihinde en baş aktör olan CHP’nin, şu anki liderinin elinde salladığı evraklarla toplumu derinden bölmeye matuf hamlelerini de izlemekteyiz tekraren..!

Güce dayalı olan lakin hukukla çelişkiler barındıran hamlelerin akabinde gelen yeni bir salvoyla karşı karşıyayız, şöyle ki ;

 “Irak’ta kimyasal silah var” söylemi ile ülkeyi darmadağın eyledikten,

1 milyondan fazla insanın kanına girdikten,

Eskiden “Çekiç Güç” adıyla PKK’ya, şimdilerde Daiş’le mücadele bahanesiyle YPG’ye 4.000 tırdan fazla askeri malzeme sevkiyatı yaptıktan,

20 yıldır ülkende barındırdığın ve 15 Temmuzda sahneye çıkarttığın, bu ülkenin tarihindeki en büyük ihanet şebekesinin başını beslediğin, barındırdığın ve koruduğun yetmezmişçesine ‘’Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır’’ misali ülkeyi, meşru hükümetini yargılama cüretini de milletçe ibretle izlemekteyiz. Tarihe not düşerek...!

Yorum Gönder