EFENDİMİZE MEKTUP

Uzun zamandır Kutlu Doğum münasebeti ile milâdî takvime denk gelen yıldönümlerinde Efendimiz (sav) için bir bidat-ı hasene (!) kapsamında, camilerde Mevlid okunmasına alışmıştık.

Son dönemde cami ya da okullarda farklı etkinlikler düzenleniyor bir süredir. Konferanslardan Kuran okuma yarışmalarına çok sayıda etkinlikle kutlanıyor Peygamber' (sav)in veladeti.

Bu etkinlikler içinde belki de en ilgi çekici olanı, ilk ve ortaöğretim öğrencilerine açık olan "Peygamber'e Mektup" yarışmaları.

Son yıllarda düzenlenen bu yarışmalarda çocukların yazdığı mektuplar çok ilgi çekici. İçimize dokunansa, küçücük yüreklerden çıkan bu mektupların "kalpten yazılmış paragrafları"...

Özellikle uzun süre önce okumuş olduğum böyle bir mektup çok dokunmuştu gönlüme ve hiç unutamamıştım.

Babasının görevi nedeniyle Suudî Arabistan'ın Ravza kentinde büyürken, babasının vefatı üzerinde yedi yaşında Türkiye'ye dönen Muhammed Nebi Doğanay isimli küçük kardeşimizin Efendimiz (sav)’e yazdığı ve kendisine ortaokul sıralarında birincilik kazandıran mektupta kardeşimiz şunları yazıyordu:

- "Benim adım Nebi, aynen seninki gibi.

Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş.
Diğer adım da Muhammed, yine senin gibi.

Bu ismi de canım babacığım koymuş.

Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım...
Sana benzeyen bir yanım daha var.

Ben de senin gibi babasız büyüyorum...
Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin.

Medine'den ayrıldığımızdan beri sanki sen hep yanı başımızdaymışsın gibi hissediyorum.

Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep.
Seni tanıdığım ve seni sevdiğim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim.
Babam senin köyünde kaldı...

Biz babamın cenazesini gömerken abimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı.

Ben o terlikleri çok kıskandım.

Çünkü abimin terlikleri hep babamla kalacaktı.

Babamı son ziyaret edişimizde ben de kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim.

Şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı...
Bir güneşimi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride.

Babam ve terliklerim hep oradaydı, gelemezlerdi.

Ama güneşim hep yanımızdaydı...
Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı? Dünyanın bir ucuna bile gitmiş olsaydık bizi bırakmayacağını biliyordum...

- Sen çocukları çok severmişsin.

Bir gün çocuklardan birinin kuşu ölmüş Medine'de; sen kalkıp ona baş sağlığına gitmişsin.

"Kuşun ölmüş, ben de çok üzüldüm" demişsin o çocuğa.

Sen geldin diye sevinmiş çocuk.

Sen öylesine zengin bir yüreğin sahibi imişsin.

Şimdi hangi büyük, bir çocuğun kuşu ölse ziyaret eder ki? Bunu sen düşünmüşsün.

Seni görmeyi arzu edenlerin rüyasına da gelirmişsin.

Ben de çok istedim ama henüz gelmedin.

Bir gün benim de rüyama misafir olur, başımı okşar mısın?

Beni de Hasan ve Hüseyin gibi dizine alır mısın?” 

Yorumlar

  1. Avatar

    Sen çok özledik ey ALLAH'N Resulü bizi bu çağa karşı dik tutan senin kokundur yel essin ya RESULALLAH kokun gelsin..."

Yorum Gönder