TARİHİMİZ IŞILDIYOR

Tarih, bir toplumun geçmişine tutulan ışıktır. Tarihi yapılar ise toplumun var oluşundan tutun da günümüze kadar ki süreçte iskelet görevi yapan yapıtlardır.

 Bir toplumu tanımak veya tanıtmak için o toplumun sahip olduğu kültür, gelenek görenek, örf, adet ve manevi değerlerini iyi bilmek gerekir.

  Bu değerlere ulaşabilmenin tek yolu tarihtir. Tarihi sağlıklı bir şekilde tahlil etmenin yolu ise tarihi yapıtlardır. Yani tarihi yapılar tarihe ışık kaynağıdır.

  Ülkemiz tarihi yapılar bakımından son derece zengin bir varlığa sahiptir. Gün geçtikçe bu zenginliğimizin hissine ve tadına daha bir varır olduk.

  Son yıllarda ülkemizde yapılan restorasyon çalışmaları sayesinde tarihimiz ışıldıyor.

 Birçok unutulmuş tarihi eser ve yapılar gün ışığına çıkıyor.

  Varlığından haberdar bile olmadığımız tarihi yapılar restorasyon çalışmaları sayesinde yeniden doğuyor. Bu doğuşla tarih tazeleniyor.

  Son yıllarda Ülkemizin dört bir yanında hızla devam bu çalışmalar Malatya’mız da tüm heyecanı ve hızıyla devam ediyor.

 Battalgazi ilçesinde (Eski Malatya) bulunan Ulu Camii Selçuklu hükümdarı Alaâddin Keykubat zamanında 1224 yılında inşa edilmiştir. Caminin restorasyon çalışmasından önceki halini kaleme almak bile insanın canını yakıyor. Ölüme terk edilmiş kanser hastası misali can çekişen Ulu Camii yapılan restore sayesinde hak ettiği değere kavuşmuştur. Caminin içinde barındırdığı manevi atmosfer, tarih kokan yapısıyla birleşince insana anlatılmaz bir huzur veriyor.

  Ulu Camii’nin yanı sıra Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan pek çok tarihi eser restore edilerek ziyarete açılmıştır. Bu Malatya için büyük önem arz etmektedir. Hem Ecdat Yadigârı eserler gün ışığına çıkıyor hem de tarih turizmi canlılık kazanıyor. 

 Yeşilyurt ilçesinde de tamamlanan ve devam eden restorasyonlar çalışmaları İlçenin tarihi dokusuna zenginlik katıyor.

 Tarihi yapılara verilen değer tarihe verilen değerin göstergesidir. Bir insanı ayakta tutan hafızası, bir milleti ayakta tutan da tarihidir. Bu nedenle tarihimizi ışıldatmalı ve sahip olduğumuz tarihi yapıların gün ışığına çıkarmak için gereken gayreti göstermeliyiz.

 Ayrıca tarih, gençliğimize bir şuur, bir bilinç, bir ruhtur. Bu şuurla kimliğini tanıyan gençlerin yaşadığı topraklara olan bağlılık duygusu da artacaktır.  Bu topraklarda yaşan gençlerin, mensup olduğu milletin geçmişini, değerlerini, dinini, dilini, kültürünü tanıması, öğrenmesi, benimsemesi ve yaşatması için tarihin izini taşıyan yapıları tanımaları gerekmektedir. Bu tanıma da sahip çıkılan tarihi yapılarla mümkün olacaktır.

 Tarihi dokumuzu ışıldatan restorasyon çalışmaları,  sahip çıkılmayıp ölüme terk edilen tarihi yapılarla birlikte uçurumun eşiğinde olan kültürümüzü, değerlerimizi, dinimizi, dilimizi kurtarmanın yollarından biridir.

 Sözün kısası değerli dostlar, tarihi yapıların kaybolup gitmesi demek kültürümüzün ve değerlerimizin erimesi demektir. Restorasyon sayesinde tarihi yapıların yeniden ayağa kalkması gurur kaynağımızdır. Gerek ülkemizin dört bir yanında gerekse ilimizde yapılan bu tür çalışmalar tarihimizi özgün bir biçimde yaşatma adına umutlarımızı arttırıyor.

Yorum Gönder