|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||
SORUNLAR VE ÇÖZÜM ARAYIŞI (ALEVİLİK)
Ortada bir imtihan var ve bu imtihanda çözüm bekleyen sorularla birlikte sorunlar var. Yani sadece cevap bekleyen sorular yok. Çözüm sorunlarla ilgili. Yıllardır gündemdedir bu sorunlar ama çoğunlukla soru olarak kalır, sorun olarak geriye atılır ve çözüm arayışları ertelenir. Bu durum, iki kutupludur aslında… Benim sorunum var diyenin kendi sorununu tam ortaya koyamaması ve var olan sorunlara çözüm getirecek iradenin üzerine düşeni tam olarak yapamaması. Bu son ifade ayrıca açılabilir. Yalnız burada buna değinmeyeceğiz. Kısa yoldan bazı sorunların adları üzerinden yazıyı sürdürmeyi düşünüyorum. Alevilik meselesinden başlayalım… Ülkede bir Alevi sorunu var dendiğinde aklıma hemen üç başlık gelir: Birincisi kendisini Alevi olarak tanıtan bazılarının, Aleviliği İslâm dışı göstermesi ve Aleviliğin Ali ile bağlantısındaki yaklaşımlarıdır. Bu yaklaşıma göre, Ali’nin mağduriyeti, mazlumiyeti ve muhalefetinden yola çıkılmaktadır. Ali ile itikadi bir bağın getirdiği bir Ali taraftarlığı yoktur. İkincisi, hayır Alevilik İslâm dışı değildir derken, Ali (r.a) ile ameli bir bağ üzerinde durmayanlar. Çünkü Ali (k.s) ibadeti ve ilmiyle bütün Müslümanların örnek alacağı biriydi. Üçüncüsü Alevilik ve Ali(k.s) taraftarlığında itikadi ve ameli bağı birlikte ele alanlar. Haliyle diğer bütün Müslümanlar gibi ibadet hassasiyetini (namaz, oruç v.s) koruyanlar. Şimdi bu üç yaklaşım kendi içinde bir “Alevi sorunu bütünlüğü” zaten oluşturmuyor. Eğer bir sorun varsa, her kesimin tanımlayacağı farklı bir sorun ortaya çıkar. Yani aslında ortada, yekpare bir Alevi sorunundan bahsedilmesi zor. Kafalar karışık. Bu kafa karışıklığı ancak eğitimle ve doğru yaklaşımla giderilir. Bu kafa karışıklığını çözmek ise öncelikle kendilerini Alevi olarak tanımlayanlara düşer. Bu anlamda mesela Diyanet işlerinin kaldırılması Alevi sorununun çözümüne fayda sağlamaz. Kaldı ki bu sorun temel bir eğitim sorunudur. Ve Sünni diye tanımlanan kesim içinde geçerlidir. Ciddi bir eğitim alamayan taban içinde ilginç yaklaşımlar hala bulunmaktadır. Mesela üniversite öğrenciliğim sırasında, okuduğum vilayette, İlahiyat fakültesinde okuyan Şafi mezhebine mensup bir arkadaş, aynı zamanda bir mahalle camisinde görev yapıyordu. Kendisinin Şafi olduğunu öğrenen cemaatten birinin “Şafiymiş ben de Müslüman sanmıştım” dediğini hiç unutmam. Öncelikle Sünni veya Alevi ya da Şii diye kendisini tanımlayanların, hem kendi içlerinde hem dışa karşı bir suçlama anlayışından vazgeçmesi gerekir. Mesela bir Alevinin, beş vakit namaz kılan, ramazan orucunu tutan bir başka Alevi’yi “Sünnileşmekle” suçlamaması gerekir. Zira bildiğim, beş vakit namazında, ramazan orucunu tutan ve kendisini Alevi olarak tanımlayanlar var. Ve bu öyle dışardan “Ali (k.s) yi sevmek Alevilikse ben de Aleviyim” şeklinde bir Alevilik değil. Evet, mesele öncelikle bir iç eğitimle ele alınmalıdır. Hacı Bektaşı Veli’nin Makalat kitabını okuyan biri olarak, mesela kendisini Alevi olarak tanımlayanların yüzde kaçının bu eseri okuduğunu merak ederim. Diğer taraftan, meseleyi bir iç eğitimin dışında, önce bir iç diyalog sonra bir çevre diyalogu şeklinde de ele almak gerekir. Çevre diyalogu karşılık mesnetsiz suçlamaları bertaraf edecek ve ardından karşılıklı kaynak yardımlaşmalarını getirecektir. Kimse kimseye benzemek zorunda değil ve buda meselenin çözümünde bir başka adım olacaktır. Birine benzememek, birine benzemekle suçlanmamak ama kendi kaynaklarını okumak, araştırmak ve sloganik, tarafgirlik esasına dayalı incitici, uzaklaştırıcı, araya set çekici tartışmalardan uzak durmak… Tabi eğer gerçekten çözüm isteniyorsa, kişi kendisini başkalarından izole etmek istemiyorsa… Zaten izole etmek temel sorunlardan biridir. Meseleye tarafgirlik tartışmalarıyla yaklaşmak sorunun başka bir cephesidir. Konuşmayı denemekten yani diyalogdan yana olmamak meselenin bir başka yüzüdür. Ve karşılıklı korkuları atmak… Dışardan, art niyetli çevrelerden beslenmek yerine, kendi içimizden ve çevremizden destekle kültürel olarak beslenmek… Gelecek tenkit ve önerilerle mesele biraz daha açılabilir. Önümüzdeki yazıda ise sorunlar ve çözüm yollarında inşallah Kürt meselesine değinelim. Allah’a emanet olun… Necip CENGİL 2008-11-20 00:13:16 |
|||||||||||||||||||||||||||
SORUNLAR VE ÇÖZÜM ARAYIŞI (ALEVİLİK) - 2008-11-20 00:13:16 GÜNLÜK YERİNE - 2008-11-13 23:59:19 Siyaset Cesaret İster ve M. Yaşar Çerçi - 2008-11-13 00:19:00 Canınız Sıkılıyorsa... - 2008-11-12 00:25:20 Ahlak Olmadan Asla - 2008-11-11 00:57:21 SİYASET ÇEMBERİ - 2008-11-10 01:06:27 EDEPSİZLİĞE KARŞI - 2008-11-07 01:46:02 SEÇİMLERDE ÖLÇÜ - 2008-11-05 23:59:45 “Cihan ihtilali” - 2008-11-05 00:00:43 Sosyal devlet - 2008-11-03 23:27:00 |
|||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||